Kahvaltı mekanlarından devam ediyoruz. Benim yazdığım mekanlardan da görüleceği üzere genellikle piyasa yapmak için değil yediklerinizden ciddi keyif alabileceğiniz yerleri seçiyorum.  Köyüm Kahvaltı Evi'de bunlardan birisi.

 

Köyüm, Bornova- Manisa yolu üzerindeki Çiçekliköy kavşağından girdikten sonra yaklaşık 5 km ilerideki Yakaköy'ün tam meydanında bulunan şirin bir kahvaltı mekanı.  Bu mekanı da birkaç başlık altında tanıtmak istiyorum.

 

Dekorasyon : Adı üzerinde tam bir köy mekanı. Tahta sandalyeler, tahta masalardan oluşan bir mekan. Kış aylarında avludaki kısımlar tamamen camla kaplı ahşap kulübeler şeklinde kapanıyor.  Kapanan mekanlar kömür sobası ve şömine ile ısıtılıyor. Arka tarafta kalan ana binada ise şömine ile ısınma sağlanıyor ancak ana bina tam bir köy evi olduğundan içeride pek fazla masa yok maalesef. Bu sebeple şömine başında yer bulma sorunu oluyor .

 

Kahvaltılıklar : Kahvaltı ortaya serpme şekilde geliyor. 2 çeşit peynir, 3 çeşit reçel, çökelek, bal-kaymak, tatlı lor, yeşil ve siyah zeytin şeklinde masaya getirilen kahvaltılıklar genellikle oldukça doyurucu oluyor. Hatta sahanda yumurta söylenmesi durumunda kahvaltılık malzemelerin çoğu artıyor diyebilirim. Gözleme seviyorsanız eğer oldukça büyük yapıldıklarını dikkate almanızı ve  mümkünse 2 kişiye bir adet olacak şekilde sipariş vermenizi tavsiye ederim.  Tabi sadece gözleme yesem yeter demiyorsanız.

 

Lezzet : Reçeller, peynir çeşitleri oldukça iyi. Tatlı lorlu karadut reçeli çok keyifli bir tat.   Balları 1. sınıf çam balı değil ama sadece şekerden üretilenlerden de değil, rahatlıkla yenebiliyor. Her masaya kahvaltı ile beraber kızarmış ekmek ve bazlama geliyor. Sabah kahvaltısında sıcak bazlama çok iyi gidiyor, kesinlikle 2. kez istiyorsunuz.  Ayrıca gözleme de yapılan mekanda eğer peynirli gözleme seviyorsanız içine ne peyniri koyduklarını sormanızda fayda var. Biz son gidişimizde peynirli gözleme istediğimizde gözlemeye tatlı lor konmuştu ki bu da ciddi anlamda gözlemenin tadını bozmuştu. 

 

Servis : Cumartesi sakin iken pazar günü ciddi bir kalabalık var. Masalarda yer bulmanız bile imkansıza yakın. Bu sebeple serviste de bir sıkıntı yaşanıyor ama garsonların her istediğinizi anında getirebilmeleri, çay bardaklarının büyük olması sıkıntıların  büyümesini engelliyor.

 

Fiyat-kalite : Yumurta, gözleme vb. ilaveler de yenilirse kişi başı ortalama 18-20 TL arasında bir fiyat veriliyor. Ancak yediklerinizin tadı ve çeşitliliği dikkate alındığında fiyat - kalite oldukça uyumlu diyebilirim.

 

Köyüm Kahvalı evi bu yıl içerisinde Yakaköy'den biraz daha ileride Köyüm Bahçe adında bir mekan daha açtı. Daha lüks bir dekorasyona sahip olduğu söylenen sözkonusu mekana henüz gidemedim. Gittiğimde orayı da tanıtacağım.

 

Köyüm Kahvaltı Evi

Yakaköy Köy Meydanı


 

Kaplan Dağ Restaurant

9/12/2009 tarihinde yazıldı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Kaplan Dağ restaurant Tire'de bulunan Kaplan  Dağı eteklerindeki en eski, en bilinen restauranttır. Bu mekanın çok tutulmasının ardından dağın eteklerinde yeni mekanlar açılmış olup hepsinin ismi Kaplan ile başladığından karıştırmayın sakın.

 

Kaplan Dağ Restaurant tüm masalarından Tire Ovası'nın görüldüğü muhteşem bir manzaraya sahip. Özellikle sonbaharda yaprakları sararmış ağaçlar ile ova çok keyifli görülüyor.

 

Mekanın özellikleri nedir diye sorarsanız en güzel tarafı Ege'de hiçbir restaurant'ta bulamadığınız kadar çok meze çeşidine sahip olması.Her mevsim kendine özgü Ege otları ile mezeler yapılan mekanda özellikle Patlıcan salatası, turp otu, cibez, ısırgan okma, pazı, kabak çiçeği dolması kesinlikle denenmeli.

 

Biz kalabalık bir grup ile öncesinde yer ayırtarak pazar öğledendonra gittik mekana. Yer ayırtmamış olsak masa bulma şansımız yoktu.  İzmir'den kalkıp Tire'ye sadece yemek yemek için gidilmez ama Kaplan Dağı'na tırmandıysanız da yer bulmadan dönmek üzücü  olacaktır. Bu sebeple özellikle heftasonu rezervasyon şart. Mekanda atmosfer oldukça otantik olmakla beraber kalabalığın yarattığı uğultu otantik ortamı yaşatmıyor diyebilirim. Genelde pek müzik yayını olmayan mekanda her masada ağırlıklı olarak mezelere yüklenildiğini gördüm. ,

 

Tabi Tire'ye gitmişken Tire Kebabı yemeden olmaz. Kaplan'da yediğim Tire Kebabı yediğim en iyi kebap diyemeyeceğim. İzmir'de bile çok daha iyilerini yediğimiz mekanlar oldu. Tire kebabı bizi kesmeyince incik güveç istedik. Etin tadı, pişme süresi, yumuşaklığı ile oldukça güzel bir incik yedik. Eğer kaplan Dağ'a giderseniz tavsiyem tire kebabı değil incik güveç yemeniz olacaktır.

 

Yemeğin üzerine yine Tire'nin ünlü tatlı loru üzerinde karadut reçeli ile beraber tatlı olarak geliyor. Bence tatlı olarak çok kesmiyor ama değişik bir tat denemek isteyenlere tavsiye edilir.

 

Mekanda fiyatlar çok pahalı değil ama eğer kalabalık bir grup olarak gittiyseniz yenen mezelerin sayısını bilmekte fayda var. Bizim masamızda yediğimiz mezelerin sayısında bir hata olduğu ve biraz fazla yazıldığı ortaya çıktı. 2-4 kişi gittiğinizde böyle bir hata olmaz belki ama kalabalık gruplarda hesabınızı iyi kontrol etmenizde fayda var.

 

Manzara ve mezeler oldukça iyi, yemekler yeterli seviyede iken servis gerçekten kötüydü. Belki pazar günü olmasının getirdiği bir karmaşa, bir yorgunluk, bir dağınıklık  vardı. Öyle bir manzarada huzur bulacağınızı düşünürken karmaşanın huzurunu kaçırdığını dışarı çıkınca anlıyorsunuz.

 

Dışarı çıkmak dedim de, eğer hava kararmadan kalkarsanız yemekten, Kaplan dağı'nda ağaçların arasında bir yürüyüş yapmadan ayrılmayın.,

 

Sevgilerimle.

Gizlibahçe Deniz - Urla

11/11/2009 tarihinde yazıldı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı


İzmir’de çok bilinmeyen yeni mekanlardan birisidir Gizlibahçe Deniz. Adında da olduğu gibi deniz kıyısında gizli kalmış bir mekan diyebiliriz kendisi için. Güzelbahçe’den Urla’ya giderken sağ tarafta kalıyor.

 

Öğleden sonra ve akşamları balık restaurant olarak çalışan mekan, Pazar sabahları Açık Büfe Brunch veriyor. Yaz aylarında düğün organizasyonu da yapılan bahçesinde denize karşı kahvaltı yapmak gerçekten keyifli.  Biz kasım ayında kahvaltı için bu mekana gittik ve hava yağmurlu olduğundan bahçede değil kapalı kısımda oturduk. Kapalı dediğime bakmayın, yarım daire şeklinde yapılmış olan mekanda hemen hemen her masanın oldukça güzel bir deniz manzarası bulunuyor.

 

Bu keyifli mekanda kahvaltıya gittiğim için sadece kahvaltısı hakkında yorum yapabileceğim. Akşam yemekleri ve balıklar hakkında umarım daha sonra deneyerek yorum yapma şansım olur. Şimdi gelelim kahvaltımıza ;

 

Açık büfe : Sadece Pazar günleri açık büfe var. Oldukça zengin bir büfe olduğunu söyleyebilirim. İzmir’de açık büfe kahvaltı veren çok mekan bulunmadığından konusunda neredeyse tek denebilecek bir büfeye sahip. Yaklaşık 8-10 peynir, bir o kadar zeytin ve reçel çeşidi bulunuyor.  Büfedeki ürünlerin hem tadı, hem tazeliği hem de sunumları çok keyifli. Hamur işi olarak börekler, poaçalar ve kurabiyeler de var ve oldukça taze ve leziz ürünler. İlk gördüğüm andan itibaren açık büfesi benden tüm yıldızları topladı.

 

Servis : Açıkbüfe olması sebebiyle servis çok önemli değil gibi görülse de ekmek, çay vb. sürekli tüketilen ürünler sebebiyle kahvaltıda servis önem kazanıyor.  Geciken bir çay servisi tüm keyfinizi kaçırabilir. Gizlibahçe Deniz’de masaya konan termos ile çay bekleme derdi yaşamamış olmamız büyük keyif. Ayrıca çok sayıda garson bulunması sebebiyle her eksiğimizde anında bir garsona ulaşarak talebimizi iletebildik. Kesinlikle iyi bir servis var ve sizi üzmüyor.

 

Dekorasyon : Kapalı kısım kaliteli bir restaurant havasında. İzmir’deki birçok kahvaltı salonundaki salaş hava yok. Çok daha lüks, iyi dizayn edilmiş bir dekorasyon var. Camlar yere kadar olduğundan denize sıfır oturmak da işin diğer bir keyifli yanı. Özellikle bizimki gibi yağmurlu havada çok daha keyif verdiğini söyleyebilirim.  Geniş ve yüksek çatılı olması sebebiyle de uğultu sorunu pek yaşanmıyor.

 

Fiyat – kalite : Ortalama kahvaltı mekanlarına göre kişi başı 5-7 TL daha fazla ödersiniz ama ödediğiniz fazlalık son kuruşuna kadar değer. Sadece 8-10 çeşit peynir yiyebileceğiniz kaç kahvaltıcı var ki İzmir’de. Ayrıca bu manzaraya bile sadece o aradaki farkı vermek isteyeceksinizdir. Kesinlikle mekana ilk girdiğim andan itibaren hissettiğim kaliteli hizmet ve ortamla doğru orantılı beklediğim servisten daha ucuz  bir hesap geldi.

 

Öneri : Yukarıda yazdıklarımdan da anlaşılacağı üzere kesinlikle tavsiye ediyorum.  Özellikle yağmurlu bir havada nereye gidelim diye düşünürseniz Gizlibahçe Deniz’in cam kenarındaki masalarında oturun derim.

 

Adres : Kalabak Mah. Mareşal Fevzi Çakmak Bulv. No:270 Urla / İzmir

              766 13 96

 

www.gizlibahcedeniz.com

 


Uzun yıllardır gittiğim Taka Balık Evi'ni yazmak kısmet olmamıştı bugüne kadar.  Geçtiğimiz haftalarda bir akşam yemeği için gidince bu mekanı da tanıtmak istedim.

Mekan ve ortam : Taka Balık Sahilevleri'nde bulunuyor. İlk kurulduğu zamanlarda küçük bir balıkçı iken son yıllarda popülaritesi arttıkça hemen yan tarafa büyük bir salon açtılar. Ardından deniz kıyısındaki yazlık kısmı da büyüttüler.

Yazlık kısım oldukça salaş bir balıkçı havasında. Dekorasyon açısından hiçbir etkileyiciliği yok gibi görülmesine karşın plastik sandalyeleri ve şirin görünümü ile tam bir Ege balıkçı köylerindeki mekanları andırıyor.  Kışlık mekanlardan  eski küçük salon oldukça salaş bir görünüme sahip şirin bir yer iken,  yeni büyük salon daha lüks bir mekan imajı veriyor. Son gidişimde yeni salonda yemeğimizi yedik. Hangi salon daha iyi diye düşündüğümde, sanırım eski küçük salonun çok daha kendine özgü sıcak bir havası var.

Mezeler : Bir Balık restaurant'ına gidince öncelikle mezelerden bahsetmek gerekir.  Masaya oturur oturmaz bir meze tepsisi içerisinde tüm çeşitleri masamıza getirdiler. Meze olarak Ahtapot, fava, patlıcan salata ve haydari aldık. Her biri ayrı lezzette olan bu mezelerden fava ciddi anlamda birçok mekana fark atacaktır. Fava'nın içine konmuş olan dereotu ve kullanılan zeytinyağı, çok keyifli bir tat çıkartmış ortaya. Mezeler ile aynı anda, içerisinde eritilmiş kaşar peyniri olan mısır ekmeği geliyor masaya. Hiçbir mekanda bu kadar keyif alarak yediğim bir başka ekmek olmadığını söyleyebilirim.

Yemek :Ara sıcak olarak kalamar denemenizi tavsiye ederim. Bugüne kadar yediğim en iyi yerde bile ortaya konan tabaktaki kalamarların arasında mutlaka birkaç tane sert kalan yada yağ çekmiş kalamar olurdu. Bu kalamarların ise hiçbir tanesinin bile sert olmaması, ağızda dağılması ve hiç yağ çekmemiş olması çok keyif alarak ara sıcağımızı bitirmemizi sağladı. Kesinlikle sadece kalamar-bira yapmak için bile gidilebileceği fikrindeyim. Ara sıcağın ardından  tam mevsiminde olmamız sebebiyle Sinarit yedik. Taptaze ve çok güzel pişmişti. Balığın ardından ise eritilmiş helva ile yemeği noktaladık.

Servis : Kısaca mekanda yediklerimizi anlattıktan sonra geldik servise. Servis, gerçek anlamda uzman garsonlar tarafından yapılıyor. Uzun yılardır mekanda çalıştıklarını bildiğim garsonlar müşterilerin sadece başlarını kaldırmaları ile masaya geliyorlar diyebilirim. Servis, hem garsonların güleryüzü, hem de işi bilmeleri sebebiyle gerçekten güzel.

Fiyat : Fiyatlar İzmir'de bulunan  birçok balık restaurant ile aynı seviyelerde. İçki dahil kişi başı ortalama 40-60 TL arasında bir fiyata mekandan kalkabilirsiniz.

Ulaşım :
Adres : Gürler Cad. No: 48, P.K.: 35100, Sahilevleri/Narlıdere İzmir,Türkiye
Tel : 232 239 24 17
İnternet adresi : www.takabalik.com




















Değerlendirme :
Gerçekten samimi bir ortamda, taptaze bir balık yerken, kaliteli ve lezzetli mezeler ile de içkinizi yudumlamak isterseniz taka balık  tam size göre. Ben balığı deniz kıyısında yemek isterim derseniz yaz aylarında gitmeniz gerekecek, çünkü kışlık salonları deniz kıyısında değil, sadece yazlık kısım deniz kıyısında. Tüm bunların yanısıra eğer lüks bir mekan arıyorsanız, taka balık kesinlikle size hitap etmeyecektir.

Hollandalının Yeri

14/10/2009 tarihinde yazıldı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı


Marmaris-Kumlubük : Beach Club, Yatch Club, Restaurant


Hollandalı'nın Yeri Marmaris'ten oldukça virajlı yol ile gidilen Turunç'tan daha ileride bir koy olan Kumlubük'te bulunuyor.  Marmaris'ten çıktıktan sonra Turunç'a kadar gittiğiniz yol ciddi anlamda zor bir yol olmasına karşın manzara görmeye değer.

Hollandalının yeri'ne tavsiye üzerine gitmeye karar verdik. Bize  Turunç'tan hemen sonra bulunan koy'da olduğu yakın olduğu şeklinde  bir tarif verilmişti. Gitmeye karar verenlere  Turunç'tan sonra da bir miktar virajlı yol gideceklerini belirtmek isterim.  Kumlubük'e varınca koyun diğer ucuna doğru  yol bitene kadar hiç durmadan giderseniz Hollandalının yerine varırsınız. Tam artık bundan sonra yol yok herhalde dediğiniz bir anda göreceksiniz  tabelasını.

Mekan oldukça şık dekore edilmiş. Restaurant ve bar kısmı yeşillikler arasında sade bir tasarıma sahip.  Plaj kısmı ise fotoğraflarda da görüldüğü şekilde palmiye yaprakları ile süslenmiş bölümleri ile tropik bir adada olduğunuz hissi veriyor . Mekanın yatch club olması sebebiyle en uç kısımda 7-8 yat kapasiteli bir iskelesi bulunuyor.

Plaj biz gittiğimizde oldukça sakindi. Sezonun en yoğun zamanı olmasına karşın şezlongların ağırlıklı kısmı boştu. belki bu boş ortamın verdiği rahatlıktan olsa gerek plaja servis hemen hemen hiç yapılmadı. Hemen hemen her talebimizi  birkaç kez söylemek zorunda kaldık. Baktık ki plaja servis yaptırmak için uğraşmak sinirlerimizi bozacak biz de öğle yemeği için plajdan restaurant'a geçtik.

Restaurant kısmında da servis istediğimiz gibi değildi. Masa dizaynı, tabakların ve diğer ürünlerin seçimi oldukça zevkliydi. İstemiş olduğumuz yemekler oldukça şık tabaklarda ve şık sunum ile geldi. Hafif olması açısından tavuk ürünleri yedik. Benim yemiş olduğum tavuk şiş yeterince güzel olmakla birlikte o mekanda insan daha farklı bir tat yaratılması  gerektiğini düşünüyor. öyle güzel ve şık bir sunum ile sıradan bir şiş yemeyi beklemediğinizden hayalkırıklığınızda fazla oluyor. Bu kadar lüks bir mekan yaratılmasına karşın maalesef herşey görüntüde kalmış izlenimi veriyor. Görüntüye o kadar çok odaklanılmış ki diğer konular unutulmuş.

Restaurant kısmını ardımızda bırakır plaj kısmına geçersek çok daha iyi olacak. Plajda az müşteri olmasının da etkisi ile oldukça sakin bir ortam var. Denizi oldukça sıcak. koyun adı Kumlubük olmasına karşın mekanın önündeki denize girişte taşlık var. Taşlardan sonra çok az bir kısım kum, ardından yosunlar başlıyor. Yüzmeyi sevmeyip kıyıda oynamak isteyenlere uygun bir plaj değil kesinlikle. Ben yüzmeyi seven biri olarak suyun temizliği, denizin rengi ve sakinliği ile oldukça keyif aldım.

Öneri: Yemekler önemli değil,  hem şık hem sakin bir mekanda denize girmek istiyorum diyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. Şıklık önemli değil, denizi güzel olsun, mekan salaş bile olsa güzel birşeyler yiyelim diyorsanız kesinlikle gitmemenizi, ya da beklentilerinizi düşük tutmanızı önerebilirim.

Çökkelek

14/10/2009 tarihinde yazıldı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı


İzmir’de yaşayanlar Kahvaltı için yıllardır deniz kıyısında ya da denize gidilen yollar üzerindeki  mekanlara giderlerdi. Son yıllarda ise İzmir-Manisa yolu üzerindeki tepenin eteklerinde bulunan Çiçekliköy ve Yakaköy yemyeşil ortamı, kaliteli ve bol çeşitli kahvaltısı ile deniz kıyısında kahvaltı alışkanlıklarımızı sorgulamamıza sebep olmuştur.

 

En son 2008 sonlarında gelmiş olduğum Çiçekliköy-Yakaköy arasında sürekli yeni mekanlar açılıyor ve fırsat buldukça denemeye çalışıyorum. Daha önce görmediğim için Çökkelek’in yeni açılan mekanlardan olduğunu sanıyorum ama emin değilim.

 


Mekanı değerlendirirken birkaç başlık altında anlatmak iyi olacaktır ;

 

Ortamı : Mekan köyün içerisinde olmasına karşın köy ortamının çok dışında bir bahçede kurulu. Bahçenin bir kısmı üzeri hasırlarla kapalı bir alan iken , kalan kısım ağaçların altında bulunuyor. Yerler çim. Manzarası açık ve ferah.

 

Servis : Bir Pazar sabahı gittiğimiz mekanda boş masa bulmak zor olacak gibiydi ama garsonların yardımı ile hemen uygun bir yere masalar ayarlandı. İstediğimiz her şey istediğimiz anda geldi diyebilirim. Garsonlar güleryüzlü ve yardımsever davrandılar. Genel olarak Pazar sabahları tüm kahvaltı mekanlarında yaşanan çayların soğuk gelmesi, ekmek ve su için beklenmesi gibi keyifsiz kesintiler hiç yaşanmadı.  Son zamanlarda servisi ile en çok takdirimi kazanan mekan olmuştur Çökkelek.

 

Çeşit ve bolluk: Kahvaltı ortaya serpme şekilde bırakılıyor. Özellikle reçel çeşitleri oldukça fazlaydı. Sanırım 4 adet reçel ve bal ile masada tatlı kahvaltılıkların ağırlığı vardı. Çok nadiren gördüğüm patlıcan reçelinin bile sunulması güzeldi. Aynı şeyi diğer kahvaltılıklar için söyleyemeyeceğim. Sadece 2 çeşit peynir, 2 çeşit zeytin verildi. İlave olarak söylenen sahanda yumurtalar olmasa sadece tatlı yemek zorunda kalacaktık.  Ayrıca 8 kişilik kahvaltı açılmasına karşın masaya 8 üçgen dilim peynir bırakılması, reçellerin ufacık tabaklarda verilmesi dikkate alındığında yeterince doyurucu değildi diyebiliriz. Belki 2 kişi gidince daha doyurucu olabilir ama 8 kişi için hiç yeterli değildi. En azından kişi başına bir tulum, bir beyaz olmak üzere 2 dilim peynir verilmeli diye düşünüyorum. 8 kişilik masaya her üründen ikişer tabak konması yerine belki 3 tabak konmalıydı.

 

Lezzet : Kahvaltılıkların  tadına gelince her ürünün özenle seçildiği belli oluyor. Yediğimiz ürünlerin tadları çok güzeldi. Özellikle ekstra olarak yaptırdığımız menemen ciddi anlamda güzel yapılmış. Çaylar çok tazeydi ve önemlisi sıcak sıcak geliyor. Masada kişi başı birer adet sigara böreği ve yaprak sarma konmuştu ve ikisinin de tadı damağımda kaldı.


Fiyat : Kişi başı ortalama 15-20 TL arasında bir fiyata kalkılır.
 

Öneri : Ben az yemekle doyarım, kaliteli yemeklerden hafif yiyelim, muhabbete takılalım  diyenlere kesinlikle tavsiye ederim. Ben çok yemek yerim, kahvaltıda yemeyeceksem ne zaman yiyeceğim ki diyenlere ise sakın gitmeyin diyorum.

  

Nasıl gidilir : İzmir – Manisa karayolunda Çiçekliköy yol ayrımından girdikten sonra 5 km ilerideki Yakaköy’ün merkezinde. Tabelalar sizi yönlendiriyor. Otopark olarak kullanılan geniş bir alanı olduğundan otopark sorunu yok.

 

Genel olarak özetlediğimizde

 

lezzet              : güzel

mekan            : güzel

Servis            :  güzel ( Diğer mekanların h.sonu ile kıyaslarsak kusursuz denebilir)

Çeşit              : oldukça fazla

Doyuruculuk : yetersiz.

 

 

 

Mavi Yolculuk

5/10/2009 tarihinde yazıldı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı



Uzun yıllardır istediğim halde bir türlü fırsat bulamadığım Mavi Yolculuk için Ramazan Bayramı bize bir fırsat sundu ve bayramda  6 arkadaş  Gökova koylarında  mavi yolculuk yapma kararı aldık.  Bayramın Eylül ayına gelmesi sebebiyle Bodrum'da aradığımız fiyata ve özellikjlere sahip yat bulmak zor olmadı. Kaptan ile geziden iki hafta önce tüm anlaşmaları  yaptık ve kaporamızı gönderdik.

Tura çıkmamızabirkaç gün kala Mavi Tur'da nelere dikkat edilmeli, yanımıza neler almalıyız  kısmına geldiğinde ise internette bir tek yazı bile bulamadık.  Ben de düşündüm ve bu konuda belki birilerine yardımcı olur diye mavi yolculuk yazısı yazma kararı aldım.

- Öncelikle tura mümkünse bir grup halinde çıkmanız için grubu ayarlayacaksınız. Unutmayın bir yatta günlerinizi geçireceksiniz ve eğer tanımadığınız kişilerin olduğu bir charter seçerseniz o gezinin ciddi anlamda kabusa dönme ihtimali var. Bu sebeple kendi grubunuzu oluşturup yat kiralamak çok daha mantıklı birşey.

- Grubun alışkanlıkları, istekleri ve hayat tarzlarına göre bir yat seçmeniz uygun olacaktır. Nasıl derseniz, rahatına düşkünler çoksa yatakları geniş, boyu en az 23 metre olan bir gulet uygun olacaktır. Bu boyda bir gulette 4 kabin olursa oldukça rahat bir tatil olur. Daha asgari rahat arayan bir grupla ise ufak bir gulet tutulabilir. 15 metre yat, 3 kabinli ise odalar daha küçük olacaktır. 2 kabin rahat olacaktır.

- Öncelikle ilk turunuz ise ortalama 5 gün ideal olacaktır. 5 günde yaklaşık 15 koy gezilebilir.

- Tekne turunun en güzel tarafı sanırım az eşya ile tatil geçirebilmek olsa gerek. Tüm gün mayo ve tshirt ile gezerken, geceleri sezona bağlı olarak daha kalın giyinmekte fayda var. Yata binerken ayakkabılarınızı çıkarıp bir sepete koyuyorsunuz ve turun sonuna kadar görmüyorsunuz. Bu sebeple bir çift ayakkabı ile tatile çıkmanın tadını çıkarabilirsiniz. Özellikle erkekler eminim ki bu durumdan çok memnun kalacaklardır.

- Yanınıza ağrı kesici, yara bandı, mide bulantısı hapı, güneş kremi almayı unutmayın.

- Biz tüm dünyadan kopmak için radyo bile açmadık, sadece yanımızda getirdiğimiz cd'leri dinledik. Sanırım sevdiğim cd'lerden biri de ayrılırken yatta kaldı. Bizden sonrakiler dinlesin artık.  Yatta sıkılacağımızı düşünerek hepimiz yanımıza bol bol kitap almıştık ama inanın çoğumuzun kitap okumaya bile fırsatı olmadı.  O güzel koylarda bolbol denize girmek, geceleri bir masa etrafında saatlerce muhabbet etmek hepimize çok daha fazla keyif vermiş olmalı ki kimse kitaplarına fazla vakit ayıramadı.

-Turda dikkate almanız gereken en önemli şey doğanın ortasında olmanız ve su üstünde bulunmanız sebebiyle gece hava karardıktan sonra havanın serinlemesidir.  Gittiğiniz sezona bağlı olarak geceler çok soğuk bile olabilir. Ancak bu serinliğe karşın mümkünse kalın giyinerek bir geceyi dışarıoda yıldızların altında uyuyarak geçirmenizi tavsiye ederim.

- Biz grup olarak kaptan'la yaptığımız anlaşmada tüm kumanyayı biz alacağız diyerek anlaşma yaptık. Bu şekilde yata gitmeden önce bir markette tüm gezi boyunca kullanılacak herşeyi aldık. Kendi alışverişinizi kendiniz yapında yediğiniz herşeyin kalitesinden emin oluyorsunuz. Malzeme bizden, yemek pişirmesi, kahvaltı hazırlayıp çay demlemesi kaptanın eşinden.

- Mavi yolculuğun diğer güzel tarafı 4 tarafınızın deniz olması ve uyanır uyanmaz kimseyi beklemeden denize girebilmeniz. İsteyen uyandığı zaman gelip yüzebilir. Otellerdeki gibi kahvaltıya inme, şezlong kapma dertleriniz yok.

- Biz Bodrum'dan çıkıp Gökova'da tur atarak Bodrum'da bitirdik.  Göcek, Fethiye taraflarında da çok güzel koylar var. Bodrum'dan çıkarsanız orak adasında kesinlikle bir gününüzü geçirin. Türkiye'de o kadar deniz gördüm böylesini görmedim. Bodrum'un Maldivler
'i de diyorlar zaten.

- Tura çıkarken yemeklerin yanısıra içkileri de yeterli miktarda almaya çalışın. Unutmayın deniz insana içkiyi çok keyifle içiriyor. Bizim grupta ağzına rakı sürmeyen kızlar bile balıkla birlikte oldukça güzel içtiler.

- Deniz gözlüğü ve snorkel almayı unutmayın. Biz unutmuşuz ve çok pişman olduk.

Keyifli ve güzel bir tatil geçirmek, bolbol yüzüp hiçbirşey düşünmemek, dinlenmek, eğlenmek, geceleri yıldızlar altında uyumak, trafik derdini tamamen unutmak, 15 metrelik bir alanda aradığınız herşeyi bulabildiğiniz sakin ve keyifli tatiller istiyorsanız bırakın 5 yıldızlı otelleri, şezlong kapmacaları, üstünüzden atlayan insanları ve tek başınıza istediğiniz yerde yüzebileceğiniz bir Mavi Yolculuğa çıkın.



Payam

4/10/2009 tarihinde yazıldı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı



İlk yazım olduğu için nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Gittiğim gezdiğim ve gördüğüm tüm mekanları anlatmak istiyorum bugünden itibaren. İlk anlatacağım mekan Palamutbükü'nde bulunan Payam.

Sadece 15 m2 kare alanda yaratılan lezzetler. Şirin bir dekorasyonu olan, önünde sadece 2 masası olduğundan oturmayıp sadece ürünleri alıp gittiğiniz bir mekan. Biz gittiğimizde akşam saatleriydi ve çok güzel kek kokuları geliyordu. Kekler evde yapıldığından çok daha lezzetli. Bize 15 dakika beklersek taze kek alabileceğimizi söylediler. Beklerken sohbet edip fotoğraf çekildik, dondurma yedik. Dondurmaları oldukça güzel ama çeşidi az. Çok çeşitli dondurma yemeyi seviyorsanız tavsiye etmem ama vanilya-çikolata yeter derseniz bayılacaksınız.

Sabahları poaça vb. yapıyorlarmış ancak biz maalesef tadamadık. yediğimiz kekin ise tadına doyum olmaz. Üzümlü kek, sıcacık fırındfan çıktı. tepsinin yarısı alacağımızı söyledik, ama bu kadar lezzetli olduğunu eve gittikten  sonra keşfettik. Hepimiz ortak fikri, bilseydik tepsinin tamamını alırdık oldu.

Kekin tadı ve fiyat arasındaki ilişkiyi sorarsanız şu kadarını söyleyebilirim sudan ucuz.

Yolunuz Datça Yarımadasında palamutbükü'ne düşerse kendinize bir iyilik yapın ve Payam'dan bir kek alın. Karnızı tok ise dondurmasından yiyerek o anın tadını çıkarın.

Sevgilerimle.